5 Aralık 2018 Çarşamba

Atom Bombası Saldırısında Yapılması Gerekenler




Ekşi sözlük yazarı anglachelm'in konuyla ilgili ayrıntılı ve herkes için ufuk açıcı yazısı pek çoğumuzun işine yarayabilecek türden. Kendisinin de izniyle, konuyla ilgili şu ve şu  yazılarını birleştirerek aşağıya alıntılıyoruz.


Kurtulsanız bile olaydan 40 yıl sonra kanserden ölmeyeceğinizin garantisi tabii ki yok, ama ola ki nükleer bir savaş çıktı bulunduğunuz şehrin de hakkı kalmasın diye Rusya - İran - Pakistan - Fransa - İngiltere - Kuzey Kore - Çin ve tabii ki ABD veya bombası olan bir terörist grup hedef aldı, işte o patlamadan (eğer mümkünse) sağ nasıl çıkacağınızı söylüyorum. Çıkamayabilirsiniz de, zira bunlar hep nasip kısmet isi. Ama şansınız 10% yükselecekse ben yine de yazayım.

Öncelikle ne kadar hazırlıklıyız?

Nükleer silahlar dünyada her devletin 1945'ten beri nasıl kurtarırız diye üstüne çok kafa yorduğu şeyler olduğu için biri oradan düğmeye bastığı zaman burada cart diye patlayan şeyler değiller. delivery platform dedikleri o nükleer savaş başlığını size ulaştıracak bir tür alet gerekiyor. Ya füzenin ucuna başlık olarak takıyorlar (ismi bu yüzden savaş başlığı) ya da uçaktan bomba olarak atıyorlar. Siz bu yazıyı Çankırı'nın ilçesinden okuyorsanız kafanıza denizaltıdan atılan bir slbm düşme ihtimali olmadığından yazıyı komple eş geçebilirsiniz. Bilecik Çankırı Çorum Bayburt gibi yerlere kim niye atom bombası atsın zaten. Yakınlarınızda muhtemel bir askeri hedef varsa hazırlıklı olmakta fayda var.

Neyse delivery dedik. En bilinen metot nükleer füze saldırısı olduğu için oradan başlayalım. Kıtalar arası bir nükleer füzenin rampadan ayrılışı ve hedefe isabeti arasındaki ortalama süre 16 dakikadır. 29 NATO ülkesinden birindeyiz var sayalım, füzeler yola çıkar çıkmaz NATO’nun rca 474l erken uyarı radarları tarafından hemen kalkışları saptanacaktır. Atıyorum ilk saldırıyı yapan da Rusya olsun, mobil topol-m bataryaları füzeleri attığında uyarı sinyalleri alınmaya başlanacak ve ilk füze atmosferde iyonosfer tabakasına eriştiğinde füzenin tipi, gittiği yön ve %65 olasılıkla hedefini ilk 4 dakikada öğrenmiş olacağız. Bunu bize bildiren sistemlerimiz var NATO olarak. Bu 16 dakikalık ortalama sürede devletler seviyesinde kimin ne yapacağı nasıl tepki vereceği en ince detaylarına kadar hesaplanmış. Ama halk ne yapacak? Füzeler havadayken bu geçecek 12 dakikada her şeyinizi koruyamazsınız ama canınızı korumak için şartlar müsaitse çok yeterli bir süre. Halka bu gibi durumlarda ilk haber veren genellikle medya oluyor. İngiltere Fransa ABD gibi ülkelerde halkın da televizyon radyo vs. sistemlerinde bazı otomasyon özellikleri var. Misal siz dizi izlerken füzeler yola çıktıysa cat diye televizyon yayını kesiliyor. Ekran kapkaranlık oluyor acil durum otomasyon sistemi devreye giriyor. Tek bir elden bütün bir ülkedeki her radyo ve TV acil bir durum olduğunu haber veriyor ve acilen sığınağa gitmenizi istiyor. Türkiye’de bundan sorumlu olan kurum sivil savunma genel müdürlüğü. Bildiğim kadarıyla böyle bir sistemleri var. İşler halde değilse de tüm kanalların önceden planlanmış bir ortak template yayını var. Sirenler çalmaya başladığında zaten anlayacaksınız mevzuyu. Bu önceden haber verilme senaryosunda haber alamayıp birden beyaz ışık görmüş Hiroşimalı Japonlara nazaran çok çok çok daha şanslı olduğunuzu aklınızda tutun. Yasama şansınız baya bi yükseldi önceden haber almanız sayesinde. Bu saldırı senaryosunda:

* Daha önceden böyle bir şey olsa ben ne yapardım nereye giderdim diye düşünmüş olun. Aile babasıysanız falan bir zahmet düşünün zaten. Olay anında paniği azaltır ağlayan çocuğunuzun yanında düşünmek plan yapmak zorunda kalmayın. Evet, çok uzak bir ihtimal ama gün gelir ihtiyacınız olur.

* Evet, şu anda yaşadığınız şehre bir nükleer füze geldiğini öğrendiniz. Uzun güzel bir hayatla aranızda artık 3 adet engel bulunuyor. Nedir bunlar
a-) patlamadan sağ çıkacaksınız,
b-) ısıdan sağ çıkacaksınız ve
c-) radyasyondan kurtulacaksınız

* Eğer sığınağınız varsa (ne mutlu size, ülkenin %90ında yok) kilidini falan açmak zorunda kalacaksınız. Önden bildiğiniz bir yere koymuş olun. Eğer girişte sıkıntı yoksa durumun mahiyetine göre içeride günler ve haftalarca kalabilirsiniz. O yüzden içeride yiyecek ve su olması yaşama şansınızı artırır. Şu özellikle daha sonra temizlenmek zorunda kalacağınız için de önemli. Eşiniz dostunuz sığınağa giderken siz maksimum beş dakikada ne kadar dayanıklı yiyecek varsa bir çöp torbasına doldurup götürüyorsunuz. unutmayın, NATO talimnamelerinde sığınaklara en çok depolanan yiyecek snickers' dır. Az yer tutar, çok enerji verir. O tip şeyler lazım daha çok.



(büyütmek için resmin üzerine tıklayınız...)

* Eğer sığınağınız yoksa bodrumunuz inşallah vardır. Tepenize apartman da çökse bodrum katları ilk kolonlar olduğundan sizi hayata bağlayabilir. Sığınağa ne götürecekseniz bodruma götürün. Işık el lambası falan bunlara da çok ihtiyacınız olacak. Cep telefonu sistemleri, telefon hatları ve internet şebekeleri patlayacağından sizi dışarı bağlayacak şey bir el radyosu olabilir. Pilli ufak bir tane alın bulunsun.



* Bodrumunuz da sığınağınız da yoksa çok güzel. Evin en ortasında camlardan en uzak bir yere çökün, uçak düşmesine karşı kafanızı nasıl koruyorsanız aynı şekilde bekleyeceksiniz.

* Açık alandaysanız. Çok büyük tehlikedesiniz. O ışık ciğerinizi delip geçmeden siper bulup yatın. Minik otoyol köprüleri altı, kanalizasyonlar, yol kenarı şu kanalları bulun bir şey. Büyük köprüler viyadükler başınıza çökeceği için çok da yaklaşmayın.


radioactive shelter ile ilgili görsel sonucu


* Saklandınız ve 12 dakika geçti. Patlamanın ilk önce sesi veya gümbürtüsü gelmeyecek. Işığı gelecek. Gözü kör eden, güneşten yüzlerce kat parlak flaş gibi bir ışık. Ortalık bir anda gün ışığından daha parlak olacak, bu da demektir ki işte bombanız patladı hayırlı olsun. Bu esnada çığlık atmak ağlamak sızlanmak size pek yaramayacağından yapmanız gereken en önemli iş: saymak. Sayı sayacaksınız. Bu korkutucu beyazlık ne kadar sürüyor. Bu çok çok önemli bir şey. Çünkü flash'ın persistence rating'inden bombanın ne kadar güçlü olduğunu anlayabilirsiniz. Bu da bundan sonra ne yapabileceğinizi planlamak için size güzel bir istihbarat verir. Mesela Hiroşima’da atılan 20 kilotonluk atom bombası 2 buçuk saniye bir beyazlık yapmıştı. Günümüzün taktik nükleer silahları 20-120 kiloton arasında olduğundan 3 ila 7 saniye arası bir flaş bekleyebilirsiniz. Aynı şekilde günümüzde 20 kilotonluk bir saldırı ya İran gibi nükleer teknolojisi olmayan bir ülkeden ya da bir terörist gruptan gelebileceği için bunlarda hayatta kalmak daha olası. Ama 250 kilotonluk Rus standart ss-n-17 veya 22 gibi başlıklar 10 saniye kadar parlaklığını sürdürecektir. Çinin standart kıtalar arası başlıkları 1 megatondur, 20 saniye boyunca gözünüzü açamazsınız. Atılan 2 megatonluk bir hidrojen bombasıysa 30 saniye boyunca kör edici parlaklık sürmeye devam eder. 25 megatonluk şehirleri haritadan silen hidrojen bombalarında bu süre 45 saniyedir. 25 megatondan daha büyük bir yield ise feasible sayılmaz. Ruslar tsar bomba ile 50 megaton yaptılar ve 1,5 dakika bu flash sürdü ama envantere girmedi.



* Söylemek abes ama yine de söylemek lazım. O ışığa bakmayın. Işığın geldiği yöne bile bakmayın. Işığın merkezine bir an bile bakarsanız geçici kör olursunuz. 5 saniyeden uzun süre bakarsanız daimi kör bile olabilirsiniz, retinal dokularınızı büyük acıyla yakar. O flaş yoğun bir gamma ışığı bombardımanıdır. Işığın vücudunuza değdiği her saniye (uzaklığınıza da bağlı olarak) kanser riskini 10un katlarında artıran bir şeydir. Bir nükleer silahın enerjisinin önemli bir yüzdesi bu ışıkla gamma işini olarak discharge edilir. Yani o ışık henüz ortamdayken bırakın ışığı izlemeyi, girdiğiniz delikten çıkmayın bile. 1950'lerdeki brütal nükleer testler sırasında bu ışığa bakan insanlar 100 mil öteden bile derilerinin çok ısındığını, dillerinde metal tadı oluştuğunu rapor etmişlerdir. Uzak durun.

* Daha önceden şehrinizde hedef olabilecek askeri bir üssün varlığı ve sizin bu hedefe olan uzaklığı bilmeniz çok hayat kurtaran bir şey olabilir. Örneğin incirlik üssü bir nükleer exchange sırasında ilk gidecek yerlerdendir. Zira orası da nükleer bir depodur. Termonükleer b61 bombaları yeraltı vaultlarında saklanıyor. Ankara’daki bakanlıklar, kuvvet komutanlıkları, İzmir Şirinyer NATO, İstanbul maslak nrdt-c, ordu komutanlıkları, taktik ve önleme hava üsleri, Merzifon, Bandırma, saha komutanlıkları bunlar ise olası hedeflerdir. Adana Seyhan, Elâzığ Keban, Urfa Atatürk barajları, TÜPRAŞ PETKİM gibi sentetik yağ tesisleri, Sinop İzmir ve Mersin limanları bunlar ülkenin belini kıracak muhtemel hedeflerdir. Yukarıdaki tabloyu bulunduğunuz şehirdeki hedef olabilecek en yakındaki yapıyla eşleştirince sizin tehlikeye ne kadar uzak olduğunuz ortaya çıkar. En küçük atom bombası olan 20 kiloton örneğinden gidersek, daha çok zarar vermesi için yere düşmeden 600 metre irtifada patlatılan bu bomba 1,6 kilometre gibi bir alanı daire olarak (en kalın betondan bile yapılmış olsa) tuzla buz edecek. 2.4 km'de şok dalgası yıkıcı etkisini yitirmiş olacaktır. Patlama noktasına 4,5 kilometrede ise büyük yangınlar gözlemlenecektir. Buna mukabil atılan füze 20 kilotonluk değil 1 megatonluk standard bir Rus stratejik savaş başlığı olsaydı bu büyük yangınların çapı merkeze tam 19 kilometre olacaktı. Yani o parlaklık 20 saniye sürüyorsa patlama merkezinden 20 km uzakta olmanız gerek ki evinizden yürüyerek çıkmak için bir şansınız olsun.

* Patlamanın ne kadar uzakta olduğunu kestiremiyorsunuz. Işığın süresinden kuvvetini hesapladınız ama ne kadar yakında patladı bu bomba? Onun da hesabı şu şekilde. Eğer ışığın başlamasından sonra patlamanın sesi 24 saniyede geldiyse, 5 mil / 8km uzaktasınız.

24s - 8km
47s - 16km
71s - 24km
95s - 32km
119s - 40km
142s - 48km
166s - 56km
190s - 64km

Atom bombası patlamaları 100 km'den rahatlıkla duyulur. Hidrojen bombası sok dalgası ise dünyayı dolaşır. 100km uzakta insanlar yere düşer. Öyle hesaplayın.

* Işıktan sonra korkutucu olan kısım geliyor. BLAST... Nükleer bir saldırının en korkulan tarafı budur.

(büyütmek için resmin üzerine tıklayınız...)

* Blast bir şok dalgasıdır. En minimal patlayıcıdan en büyük termonükleer silaha kadar yıkıcı olan her şey yıkıcılıklarını blast etkisine borçludurlar. Patlamanın merkez noktasından dışarı doğru önüne çıkan her şeyi yıkarak, demir çelik beton tahta taş hiçbir şey dinlemeyen güçten bir şok dalgası bekleyeceksiniz. Bu dalga sesten hızlı hareket edeceği için geldiğini de duymayacaksınız. Geldiğinde de kulakları sağır edecek kadar gürültülü olacak. Patlamanın merkezine yakınlık burada hayatta kalma oranınızı direkt olarak etkiliyor. 2 kilometreden az bir mesafe varsa en küçük atom silahlarında bile bir sığınağa girmeden o evden sağ çıkmanız zor. Ev ahşapsa, kerpiçtense, bir konteynerse, prefabrik malzemeden üretilmişse çok çok daha zor. İlk iki kilometrede ışık etkisi henüz sürerken içinde bulunduğunuz eve devasa bir yumrukla vurulmuş gibi olacak. Ağaçlar köklerinden sökülüp 1 kilometre havada uçacaklar. Arabalar takla ata ata yollarda sürüklenecek. Evin içindeyseniz ilk önce camlar patlayacak ve bir şarapnel gibi evin içini dolaşıp ayakta dolanan biri varsa ağır yaralayacaklar. Ardından blast inner core eve ulaştığı zaman duvarlar köşelerinden sökülüp blast istikametinde evin kalanını göçerterek ilerleyecekler. Çatılar uçacak ve ev öne arkaya sallanıp yanmaya başlayacak. Ortamdaki sıcaklık 1000 derecenin üzerinde çıkmış olacak çünkü. Böyle bir ortamda evin içinde olmak istemezsiniz.

* Ha unutmadan, blast çok kuvvetli olduğundan ve patlama sırasında ortamdaki bütün havayı da patlama merkezinden ejekte ettiğinden bir de return blast kavramımız var. Patlama merkezinde oluşan hava boşluğu emme etkisi yapacağından daha sonra dışarıdan patlama merkezine doğru blastın geri döndüğünü göreceksiniz. Bu ilkine göre daha zayıf bir dalga olacak ama ilk blast etkisine yıkılmayan evler ve ağaçları da bu yıkacak. O yüzden aha blast geçti hemen kaçmalıyım diyerek Darwin ödüllerine oynamayın. Bekleyeceksiniz.

* Patlama merkezine 8 kilometreden yakın değilseniz, bu blast dalgaları üzerinizden (saklandığınız yerden) yine kamyon gibi geçecek. Ama büyük ihtimalle orada sağ çıkabilirsiniz. Sizi ölen insanlara göre daha zor bir sınav bekliyor olacak. Zira artık nükleer saldırı sonrası ortamdan çıkma gibi bir yükümlülüğünüz var. Işık ve blast geçtiği için artık önünüzde hayatla ilgili iki engel bulunuyor. Yangınlar ve radyasyon.

* Eğer eviniz blast sırasında yıkılmadıysa ve cayır cayır yanmaya başlamadıysa (mahallenizde ciddi bir yangın başladıysa sizinki de yandı kabul edebilirsiniz) radyasyondan şu aşamada güvendesiniz. Bir sonraki aşamayı planlamaya geçebilirsiniz. Öncelikle blast geçtiği anda dışarı bir göz atıp ilk gözleminizi yapmanız gerekiyor. Işığın kesilip blastın döndüğü zaman mantar bulutunun kesin şeklini aldığı zamanlara denk gelecek bu yüzden bombanın tam olarak nerede patlatıldığını anlamak için mantar bulutuna bir göz atmanız gerek. Eğer mantarın boynu şapkasına oranla çok inceyse (veya 30 kiloton altı silahlarda boynu kesik kesik veya eksikse, yere değmiyorsa) bombanız çok yıkıcı zarar vermesi için havada patlatılmıştır. Yani airburst'tur. Buna karşın mantarın şapkası çok köyü renkte ve/veya mantarın boynu şapkaya orantılı olarak kalınsa silah yerde patlamıştır. O şapkanın içindeki köyü renk bombanın sizin yerleşim yerinizden kaldırdığı toz toprak ve beton parçalarıdır. Bu parçalar patlama sırasında deli gibi radyoaktif hale geldiğinden o toz ve toprak ölümle eş anlamlıdır. Yerde patlatılan nükleer bombalar en kirli en radyasyon taşıyıcı kategoride olduğundan ve daha sonraki aşamalarda sonraki planlamanızı çok etkileyeceğinden ona da dikkat çekeceğim. Bu aşamada eğer havada patlatılmış bir silahtan söz ediyorsak, terörist saldırısı ihtimalini defterden silebiliriz çünkü onların havadan silah gönderecek sistemleri bulunmuyor.

Air burst (Büyütmek için tıklayın...)

Ground burst (Büyütmek için tıklayın...)

* Mantar bulutuna baktiniz, simdi ogrenmeniz gereken sey ruzgar yonu ve hizi. ortamda ruzgar yonunu gosterecek bir cisim ayakta kaldiysa onlara bakarak yonu ve hizi saptamaya calisin. disari cikip parmaginizi yalayip falan havaya dikmeyin. cep telefonu hava durumu servisinden o gunku duruma bakabilirsiniz. patlama sonrasi havaya yayilan toz ve toprak asiri radyoaktif oldugundan bunlarin uzerinize konmasi, yuzunuze gozunuze yapismasi ve daha da felaket olarak bu tozu yutmaniz birkac haftaya kadar olebileceginiz kadar buyuk bir tehdit yaratiyor. zira o tozlar artik gamma isini yayiyorlar. eger o tozu icinize cektiyseniz, tozlu dudaklarinizi yaladiysaniz falan o tozlar sizin midenizde, nefes ve yemek borunuzda gamma yaninda artik alfa ve beta isimasi da yapmaya baslayacaktir. gayri ihtiyari sokakta kusmaya baslayan insanlar gorduyseniz iste onlar bu olumcul hatayi yapan kimselerdir. temizlenmek icin su gereksiniminden bahsetmistim. yerde patlatilan bir nukleer baslikla havaya kalkan toz bu asamadan sonra serpinti yapacak. yani fallout olacak. bu fallout settle olana kadar birkac gun gecinceye kadar siginakta kalmaniz icap ediyor. disari ciktiysaniz elbiselerinizi siginagin disinda cikartip su ve sabunla diger insanlardan uzak bir yerde temizlenmeniz gerekiyor. cok alakasiz ve mucizevi ama su ve sabunun radyoaktif materyalleri temizleyen bir ozelligi var. disariyla bu asamada temas eden herkesi temizleyin, temizlenmeye ikna edin, siginakta boyle bir durumda tozlu elbiseleriyle gezen ve sizi dinlemeyen olursa gidip bayiltana kadar dovun. ardindan soyup temizleyin ve esyalarini disari atin. yediginiz yiyecege falan o tozun bulastigini dusunmek istemiyorum yani. bir felaket senaryosu olur. diger taraftan siginaga iste bu yuzden konserve ve paketli snickers depoladiniz. nukleer tozdan temizleme derdi yok. tekrar parantez acarsak, serpinti yapan tozun icinde alfa beta ve gamma isimasi yapan radyoaktif parcalar var. alfa bir kagit veya deri tarafindan bloke edilebiliyor, yutmadiginiz surece sikinti yok. beta derinizde yogun gunes yaniklarina benzeyen izler birakabiliyor. gamma ise sizi delip gectigi gibi sizden sonra 20 santim kalinliginda kursun bir duvari da delebiliyor. temizlenerek bu parcalari bedeninizden uzak tutmus olacaksiniz

* mantar bulutu gozlemi yaptiginiz zaman eger dolduramamissaniz su doldurmak icin uygun bir zamandir. boruda kalan sular henuz radyoaktif degildir. en fazla isinmistir. gelecek gunlerde bu temiz suya cok ihtiyaciniz olacagi icin su sebekesi is gormeyi surdurdugu muddetce evdeki her bidonu her siseyi her saksiyi suyla doldurup siginaga goturun. eger ruzgar buluttan sizin yerlesiminize dogru cok hizli bir sekilde geliyorsa daha sonra temizlenmeniz gerekebilir.

* siginagin iceri toz girebilecek pencereleri vs varsa bunlari islak bezlerle kapatin.

* cok fazla su depolayamadiysaniz siginaktaki insan sayisi basina gunluk su limiti koyacaksiniz. bu dagitilacak suyun basina da guvenilir birini vereceksiniz. hayatta kalma minimum miktari olan 10 gunluk 3 litre su ve uzeri degerlerde paylasim yapin. eger bu sure oncesinde su biterse fallout 1 senaryosuna hosgeldiniz. en guvenilir ve is bilen adam olarak vaulta su bulmaya disari siz cikacaksiniz. bu hikayenin de sonu bellidir biraz. suyu sizi dinlemeden harcayan biri olursa da siddet uygulamaktan cekinmeyin. iztirar hali diye bir olgu var. insan hayati kurtarmak icin oyle seyler yapilabilir. siginakta herkesin hayatini tehlikeye atan insanlari oldurseniz bile ceza almayabilirsiniz ama bu kadar ekstrem islere girmeden kalan her yolu en azindan deneyin. eger su bulmak mumkun degilse ve suyunuz azaliyorsa exodus zamani gelmistir. orada artik duramazsiniz. cikmak ve daha guvenli suya erisimi olan bir yer bulana kadar post apokaliptik dunyayi arsinlamak zorundasiniz. gecmis olsun.

* suyunuz da var siginaginiz da yiyeceginiz de. o durumda iceride kalacagiz. iceriye tum hava girislerini kesin. tum pencereler siki sikiya kapali etraflarina bez sarili, nbc korumasindan yoksun tum klimalar sogutucular kapali olacak. iceri toz girmesine musade etmemeliyiz.

* buraya kadar geldiyseniz, arabaniz da varsa cikip calisip calismadigini kontrol etmeniz gerekli olabilir. patlama noktasina uzaktaysaniz araba da sag kaldiysa sizi ulkenin guvenli iclerine bir iki gun sonra goturmek icin cok kullanisli olabilir kendisi. fallout yani serpinti henuz ulasmadan disari tum yuzunuzu kapatarak, bir gaz maskesiyle veya en kotu toz maskesiyle cikin. iceri girdiginizde tum vucudunuzu su ve sabunla yikayin. tozlu elbiseleri de yokedin.

* geldik serpintiye. patlama noktasina 20 kilometre uzakliktaysaniz. ruzgar da bulundugunuz yere 10km/h hizinda esiyorsa. nukleer serpinti bulundugunuz yere 2 saat sonra varacaktir. bu kesin degil zira ruzgar ve hava sartlarina bagli olarak arti eksi bir iki saate kadar yolu var denebiliyor. o yuzden serpinti varana kadar boyle bir vaktiniz varsa arabaniz da calisiyorsa herkesi doldurup kacin oradan. eger yaptiginiz tahminler serpintinin gelmek uzere oldugunu veya gectigini soyluyorsa bu cok problemli periyodu siginakta iciniz icinizi yerken gecireceksiniz. disari cikmak olumdur. turkiyede kimsede oldugunu gormedim ama geiger sayaciniz falan varsa -ki niye olsun- bu esnada ilk tiktiklarinizi almaya baslayacaksiniz. geiger sayaci -->asiri<-- hassas bir cihazdir. siz bilmiyorsunuz ama bir sehre verilen suyun debisini olcmek icin de kendisi kullanilir. neden diye merak eden yesillendirsin. konuya donecek olursak havadaki bir zerre cesium137 bile geiger sayacini trak trak otturmeye yettigi icin hafif dalgalanmalar sizi panikletmesin. sokaktaki veya duvarin ardindaki yuksek degerleri aliyor okuyor olabilir.

* bombanin gucu ve turu de serpintiyi cok etkileyecek olgulardir. 20 kilotonluk hirosima ayarinda bir bombanin etrafindaki serpinti bulutu 6-7 kilometre kadar genistir. 25 megatonluk sehir katili bombalar ise 70 kilometrelik bir alana olumcul nukleer serpinti yapar. yukaridaki hesaplamaya gore 20 kilotonluk bombada 2 saat olan serpintiye hazirlik sureniz 25 megatonluk bomba karsisinda 21 dakikadir. iste bir atom saldirisi karsisinda yapabileceginiz en onemli karar ani budur. serpintiyi evde siginakta mi karsilamaliyim yoksa tum tehlikeyi goze alip arabayla basip gitmeli miyim? karar sizin. isigin suresi, bombanin gucu, mantarin sekli, mantarin rengi bunlara bakarak kararin dogrulugunu etkileyebilirsiniz. ne yaparsaniz yapin, nukleer serpinti altinda acikta durmayin. basiniza neler gelebilecegini bosuna yazmadik okuyun (bkz: radyasyon zehirlenmesi). serpintiden kacma senaryolarinda en iyi cozum genellikle yoktur. kotuyle daha kotu arasinda secim yapmak zorunda kalirsiniz. ne yaparsaniz yapin siginagin en derin yerinde bile normal bir insanin birkac kati radyasyona maruz kalacaksiniz. hamile kadinlar icin dusukle sonuclanan zor surecler anlamina gelebilir. eger siginak bana gore degil serpintiden kacarim diyorsaniz arabanizin olmasi bir zorunluluk. yuruyerek kosarak nukleer serpintiden kacabilirsiniz ama radyasyon zehirlenmesi ve kanserden kacamayacaksiniz. kotuyle en kotu arasinda secim yaparken kotuyu secebilecek kadar olgun davranin.


* arabayla serpinti gelmeden kacacaksaniz 20 kilotonluk hirosima ayarinda bir bomba icin 150 kilometre kadar uzaga gitmelisiniz ki guvende olabilin. 1 megatonluk bir bombanin tam guvenlilik capi ise 450-500 km kadardir. yani ankara'ya bir megatonluk bir rus ss19 fuzesi dusse ve havada degil yerde patlasa, adanaya kadar arabayla non stop uzamaniz gerekecektir. yolda neyle karsilasacaginiz mechul olabilir, trafik kilitlenmis olabilir, benzin istasyonlari yagmalanmis olabilir, esiniz vs hamiledir acil ilkyardima ihtiyac duyabilirsiniz. bunlari yola cikmadan babam degil siz dusuneceksiniz.

* yine arabayla olay yerinden uzaklasiyorsaniz ruzgar yonunu hesap edin. ruzgar patlama merkezinden size dogru esiyorsa ruzgari 90 derece yanlamasina alarak yandan fiymaya calisin. yani auta degil taca cikmaya calisin cunku nukleer serpinti beklediginizden de hizli hareket ediyor olabilir. az biraz zaman kazanmis olabilirsiniz. ruzgar baska yonlere dogru esiyorsa bomba patlama merkezinin tam aksi yone tam gaz gidiyorsunuz. arkaniza bile bakmayin. serpintiyi sifir hasarla kapatmanin metodu arabayla ondan kacmaktir ama tabii bu da eger yapabilirseniz olur, yollar bossa, yolda basiniza baska bir sey gelmezse, bulut size erismezse vs vs. ankaradan cikip yolda konyaya da bomba dustugunu ogrenip iki fallout arasinda sandvic olmak gibi surprizleri de elimine ediyoruz bu senaryoda. yani kacmak o derece zor bir karardir. korkuyor musunuz? gitmeyin. yapamayacaginizi mi dusunuyorsunuz? gitmeyin. yolda trafik veya baska bir bomba olma ihtimali mi var. gitmeyin. kacmak zor bir questtir. kalirsaniz aldiginiz radyasyon dozunu azaltmanin yollari yine vardir.

* siginakta kalmayi sectiniz diyelim. radyasyondan nasil korunacaksiniz. cok zor degil. zira radyasyon bir pil gibidir. patlama esnasinda masif bir enerji bosalimi ile calismaya baslar ve zaman gectikce gucu duser. patlamadan sonra belli bir sure beklemisseniz zayif bir pil haline gelir. su anki cernobil santralinin de hali bir yerde budur. 1986'daki radyasyon degerleri ile bu gunku degerler arasinda oldukca fazla bir fark vardir. ama radyasyonun bildigimiz pillerden farki radyasyon decay grafiginin bir turev olmasi. yani bir pil cat diye biterken radyasyonun enerjisi stabil olarak azaliyor. 25 yil gibi bir sure radyoaktiflesmis parcaciklar zayif ama farkedilebilir bir enerji yaymaya devam ediyor. icindeki radyoaktif maddenin yari omru suresince oluyor bu. mesela polonyum210 184 gun boyunca radyoaktif kaliyor, cesium137, 30 yil boyunca kaliyor, strontium90 28 yil boyunca kaliyor. uranium 235 ise cok stabil oldugundan 703 milyon yil radyoaktif kaliyor. atom bombasi atilmis bir yerde bu sekilde radyasyon asla sifir olamiyor. ama hirosima'da bugun gayet normal bir yasam oldugu icin o degerlerdeki radyasyon da kisa vadede insan hayatini etkilemiyor diyebiliriz.

* radyasyon doz hesaplamasinda 7 kurali vardir. nukleer patlama sirasinda ortalama 1000 rad/s gibi buldozer gibi bir radyasyon varken bu 7nin katlari nispetinde 10 uzeri n eksi 1 bir deger kaybeder. cok karisik oldu soyle bir ornek verirsek, ankaranin gobeginde diyelim nukleer patlama oldu ve ilk radyasyon degerlerini 1000 rad/s okuyoruz. 7 saat sonra bu degerler 100 rad/saniyeye dusecektir. 7x7* saat sonra 10rad/s olacaktir. 343 saat sonra 1 rad/s seviyesine inecektir. iste sizin siginakta beklemeniz gereken sure buradan gelmektedir. patlama noktasina olan uzakliginiz da burada dogrudan bir etki yapar ve merkeze cok uzaksaniz disarida okuyacaginiz ilk degerler de dusuk olacaktir. ama diyelim eger atilan cok cok kirli israil yapisi bir notron bombasiysa aldiginiz radyasyon degerleri oyle astronomik seviyelerde olacaktir ki o falloutu hicbir siginakta bekleyerek bitiremezsiniz. oyle bir zaman yoktur cunku, 30 yil siginakta beklenilmez. o tip durumlar icin yapilan siginaklar icin (bkz: fallout shelter)

* eger patlama merkezine yakinsaniz ve siginakta yuksek miktarda radyasyon okumasi yapiyorsaniz acilen bu konuda bir seyler yapmak zorundasiniz. disari cikamazsiniz cunku oradaki radyasyon 100 kata kadar daha fazladir. bu durumda iceriye kalkan yapmak durumundasiniz. saatte 100 rad bir radyasyon kaynagi ile araniza 1 santimlik bir kursun plaka koyarsaniz plakanin diger ucunda alacaginiz deger 1/2 yani 50 rad / saattir. agir metaller ozellikle kursun radyasyon soguran bir yapida oldugu icin bunlarin arkasina gecerek total dozu dusurebilirsiniz. 1 santimetre, kursun plaka icin yarilama olcusudur. 2 santimlik bir kursun plaka arkasinda alacaginiz deger 1/4 olacaktir. yani saatte 25 rad ile hayatta kalma sansiniz artirilabilir. kursun radyasyonu en efektif soguran metaldir. ancak diger yapi malzemeleri de enerji sogurur, bu yarilama oranlari ise soyledir :

kursun : 1 cm
celik : 2.4 cm
beton : 6.1 cm
toprak : 9.5 cm
su : 20 cm
tahta : 30 cm
hava : 152 metre

* (bkz: radyasyon zehirlenmesi) basliginda anlattim ama tekrar yazayim. aldiginiz total doz radyasyonu maksimum 100 rem seviyesine indirmek zorundasiniz. rem aldiginiz radyasyon dozudur ve 1 saat suresince 100 rad bir radyasyon kaynagina maruz kalmissaniz 100rem dozunda radyasyon almissiniz demektir. ne yaparsaniz yapin radyasyona maruz kalacaksiniz, disarida atom bombasi patlamis. sadece alacaginiz doz degerlerini olabildigi kadar asagi cekebilirsiniz. cevrenizde kusan derisinde yaniklar olusan inleyen sizlayan insanlar olacak bunlara yardim da prussian blue , iyot tabletleri gibi spesifik evde bulunmasi zor ilaclarla saglandigindan moralman kendinize hakim olmaniz gerek.

* siginakta olmaniz iceriye toz girmemesi falan muhim ancak icerisi hala deli gibi gama radyasyonuna maruz kaliyor dedik. siginagin icinde de kendinize guvenli alanlar yaratabilirsiniz. siginagin kosesine metal dolaplardan masalardan bir korugan yapip icine girmeniz girmemenizden daha sagliklidir. vaktiniz oldukca etrafinizdaki materyalleri bu yiginin ustune dizerek tam bir korugan yapabilirsiniz. bodrumdaki kalin kitaplar tuglalar demir plakalar. hersey kendini koruyacagina sizi korusun.

* nereye sicacaklar sorunsali. bu da oyle hic kolay olmayan zurnanin zirt dedigi bir yer. ama karsilasacaksiniz. tuvalete gitmek klozete oturmak icin cayir cayir gama isimasi olan ust kata mi gideceksiniz? hayir siginakta kalip cop torbasina sicacaksiniz sonra bunun agzini baglayip bir yerde tutacaksiniz. disarisi bu asamada hala olum arkadaslar. atom saldirisindan sag cikmis buraya kadar hayatta kalmissiniz bi de boktan sebeplerle olmeyin. zaten siginakta iki haftadan uzun kalmak cok beklenilen bir durum degildir.

* iki hafta dedik. siginakta iki haftalik yiyeceginiz var mi? yok. o zaman kisa periyodlarla siginak disina cikip evin icinden yiyecek getirmek durumundasiniz. elektrik altyapisi patladigi icin dolapta ne var ne yoksa bozulmus olabileceginden konserveler yine ilk tercihiniz. siginaktan az guvenli bolgeye disari cikis sureniz patlamadan bes gun sonra maksimum 1 dakikadir. altinci gun 1 dakika 20 saniyedir. boyle kisa araliklarla disarida yapabileceginiz seyleri yapin. gidip oh disardayim cicekleri sulayayim derseniz siginaga yaniklarla donebilirsiniz. veya donemeden kusmaya baslayabilirsiniz. unutmadan yiyebileceginiz seyler kalin ve duz derili meyveler olabilir. muz mesela radyasyondan cok etkilenen bir meyve degildir kolay yikanir ve soyulunca korkmadan yersiniz. ama marulu temizleyecegim derken su harcamak var, temizleyemeyip radyoaktif toz yemek var. en iyisi hic bulasmayin. gelecek hafta yersiniz maruldur brokolidir, dunyada kaldiysa tabi.



* nukleer serpintiyi siginakta karsiladiniz ve anlatilmaz yasanir bir zorlukta iki hafta civarinda bir sure iceride kaldiniz. bundan sonra ne olacak? nereye gideceksiniz? nasil gideceksiniz, nasil gitmeyeceksiniz, yolda basiniza neler gelebilir bir bakalim.

* oncelikle artik hayatiniz degisti. cocuklarin mutlu bir sekilde kostugu sokaklar artik dunku dunyaya ait olan seyler ve malesef ani olarak kalacak. yeni hayata ne kadar kisa surede adapte olursaniz o kadar az sikinti yasarsiniz. herkes uzgun herkes saskin, ama hayatiniz halen size ait. yapabildiklerinizle kendinizle beraber ailenizi de buyuk ihtimalle kurtardiniz en muhimi de bu. evdir yanar, arabadir patlar. gidenlerin pesinden uzulup isinizi daha cok zorlastirmayin.

* su asamadan sonra olabilecek milyonlarca senaryo var ama basit olarak gecmek gerekiyor. cok bilindik iki ana branstan gidelim. turkiyede nukleer silahlarla bastan sonra dumduz etmeleri nukleer bir savas sirasinda bile beklenmeyen bir durumdur. ancak hepimiz turkiye'de yasamiyoruz daha ciddi dusmanlari olan ulkelerde cok ciddi nukleer senaryolar aciga cikabilir. cikar.

* eger isid gibi olmeye oldurmeye merakli bir gucun elinde boyle bir silah varsa bunu sinirlandirilmis saldiri / limited-exchange kategorisinde degerlendiriyoruz. tek veya birkac bombanin en yogun insan hayatinin yasadigi yerlerde yerde patlamasi gibi bir durum aciga cikiyor. pakistan kuzey kore gibi ulkelerin bu derece uluslararasi aktorlere nukleer baslik verip proxy bir sekilde dusmanlarina indirekt zarar vermesi cok ihtimal haricinde olan bir sey degildir.

* limited exchange nukleer senaryolarda bir devlet mevhumu saldiri sonrasinda hala vardir. altyapi tam anlamiyla bozulmamistir. atiyorum ankara'ya bir bomba dusmustur ve sehir mahvolmustur ama ankara'da pek cok devlet gorevlisinin olumuyle turkiye cumhuriyetinin komple teslim olmasi beklenmemektedir. yonetimi ele alacak ama sivil ama askeri bir hukumet hemen ardindan karar mekanizmasini isletmeye baslayacaktir. yan idareler, karayollari, demiryollari, ulusal basin agi vs limitli bir nukleer saldirida isleyisini surdurecektir. hayat bildiginiz gibi olmasa da bildiginize yakin bir sekilde islemeye bu senaryoda devam eder. kotunun iyisi budur.

* all out exchange ise beterin beteri bir senaryo kategorisi oluyor. burada amerika gibi bir ulkeniz varsa rusya veya cin gibi potansiyel dusmanlariniz elinde ne var ne yok size atmis ve siz de o fuzeler dusmeden siz de kendi fuzelerinizi onlarin hedeflerine gondermissiniz, dunyada bir anda 26 bin nukleer basligin patlamis olmasi gibi kutsal kitaplarda okunanlardan beter bir felaket ortaya cikmis olmasi durumudur. meteorolojik kisma gelmeden idari babta incelersek bu senaryoda siginaginizdan ciktiginizda tam anlamiyla baska bir hayata cikmis oluyorsunuz. o andan sonra hersey tam anlamiyla bir hatira oluyor. devlet idaresi kalmiyor, herkes basinin caresine baksin gibi bir durum ortaya cikiyor. hukuk kanun bu asamadan sonra hak getire oluyor. fallout evreni ile max max arasinda bir durumdan bahsetmis oluyoruz. anarsiye hos geldiniz, icinde cop torbasina sctiginiz siginak o anda gozunuze disaridan daha guzel gelmeli. insanligin son demleri artik onlar.

* ana senaryo olan sinirlandirilmis nukleer saldiriya donelim. siginaginizdan ciktiniz ve ortalik tam anlamiyla bir ana baba gunu olacaktir. sehrin siluetinde buyuk degisiklikler soz konusudur. patlama noktasina baktiginizda yogun ve siyah bir duman sehrin merkezinden goge yukseliyor olacak. radyasyon tolere edilebilir seviyeye indigi icin nereye baksaniz hala suren yanginlar cayir cayir siren sesleri sokaklari arsinlayip sehirden cikmaya calisan insanlar goreceksiniz.

* bu asamada sehre girisler yasaklanacaktir cunku tarkovsky filmlerindeki gibi bir bolge / zone kavramina dahil olmus bulunacaksiniz. bu da tek saldiri senaryosunda mumkun olan bir sey. bu asamada aklinizdan cikarmamalisiniz ki sizin kentinizde bir atom bombasi patladi ve serpinti azalsa da halen suruyor. sehre yeni girisler hemen durdurulmak zorunda ki iceri girenler de ayni saglik sorunlarina maruz kalmasinlar. sari beyaz musamba nbc kiyafetli gaz maskeli tipler goreceksiniz. bu sevindirici bir gelisme cunku devlet fonksiyonunun varligina bir isaret. eviniz bu zone icinde kaldiysa yapabileceginiz cok fazla bir sey yok, hayatin sizin icin baska yerde baska planlari olabilir. bu noktada ya yiyecek ve suyunuz bitecek ve bunlari aramak icin artik siginaginizi kendiniz terkedeceksiniz ya da devlet gorevlileri kapi kapi arastirmalarina baslayarak olen ve kurtulanlari tasniflemeye baslayacaktir. radyasyonun durumuna gore evinizden tek bir parca esya almadan oradan zorla tahliye edilebilirsiniz.

* siginak ve radyasyon konusunda sizin kadar akilli davranmayan ve evde normale yakin yasamlarini surduren komsulariniz bu asamada henuz olmedilerse oluyor olacaklar. radyasyon zehirlenmesi bir hastalik degildir. bulasici hic degildir. ancak bu raddede onlara yardim icin yapabilecek bir seyiniz de bulunmuyor. yuksek doz radyasyon zehirlenmelerine bagli olarak tanidiginiz insanlari boyle gormek kabuslariniza girer. mideniz kaldirmiyorsa ortalarda mal mal dolasmayin. kendilerine igretiyle falan bakmayin.

* siginaktan kendi imkanlarinizla ayrilacaksiniz insan hayatinin zayif radyoaktif ortamda 3lu kuralini hatirlayin. 3 dakika havasiz, 3 saat siginaksiz, 3 gun susuz ve 3 hafta yiyeceksiz hayatta kalamazsiniz. siginaginizi terketmek sizi serpinti parcalariyla dogrudan bir araya getirdigi icin disarida siginakta oldugunuzdan cok daha fazla radyasyona maruz kaliyor olacaksiniz. gamma isimasi bu noktada zayifladigi ancak alpha decay bitmedigi icin soludugunuz ve yuttugunuz tozlardaki alfa ve beta parcaciklari sizi bir anda radyasyon zehirlenmesiyle bir arada birakabilirler. en unlu* alfa kaynaklarindan olan polonyum 210 siyanurden ikiyuz elli bin kat daha zehirlidir. gramin milyonda biri bir zerresi insani uc gunde oldurur. kendisini susturma amaciyla cayina bir kasik po 210 katilan eski kgb ajaninin hikayesi icin (bkz: aleksander litvinenko) ozetle : havadaki tozlar buyuk bir tehlike tasiyor. ne yediginize ne soludugunuza dikkat etmek zorundasiniz. bu en az 140 gun boyle.

* yine kendi imkanlarinizla cikarken iki sebepten bunu yapiyor olun. 1- siginaginizdan daha guvenli bir yer oldugunu biliyorsunuz ve oraya varmak icin bir planiniz var, 2- baska bir careniz yok, yiyecek ve su bitiyor veya bilinmeyen hesaplanmayan baska bir tehlike bas gosterdi ve/veya bombanin tek bomba olmadigini bir sekilde ogrendiniz devletten yardim gelemeyecek. o durumda da baska careniz yoktur.

* kendi imkanlarinizla siginaktan cikarken su ihtiyaciniz minimal seviyelerde karsilanamaz. 10 gun uc litre degil artik cok daha fazlasina ihtiyaciniz olabilir (eger yuruyorsaniz daha da cok). bu durumlarda evde termosifon gibi bir seyiniz varsa icindeki suyu kullanabilirsiniz. yiyecek icinse cok daha fazla dikkatli olmalisiniz. agzi patlamadan once paketlenmemis, acilmis sonra tekrar kapanmis hicbir seye guvenemezsiniz. snickerslar bountyler tadelleler sizin yine post apokaliptik dunyada yardiminiza kosuyor. komsulariniz olmuslerse yiyecekleri konserveleri vs sizden sonraki yagmacilari beklemesin girip alin.

* istanbul gibi bir sehir merkezindeyseniz yeralti tunelleri ve metrolarini guvenlige erismek icin kullanabilirsiniz.

* disari cikarken ne giyeceksiniz? radyoaktif toz halen havada ucusuyor dedik. bu durumda en iyi olasiliginiz musamba ve naylon kapsonlu yagmurluk. eldiven, cizmeler, yuzunuze gaz olmadi toz maskesi. o da olmazsa bir havlu, tshirt veya esarp. tozun saclariniza girmemesi icin kapson surekli kafanizda olacak. o anda size zarar vereceginden degil daha sonra bu tozu guvenli ortama girdiginizde etrafa sacmamak icin kapatacaksiniz. kisaca anlatmak gerekirse butun vucudunuzu kapatacaksiniz. acik gorunen kisimlari bantlamayi bile dusunebilirsiniz. mutlaka ve mutlaka goz koruyucu takmaniz lazim. gozleriniz nemli oldugundan toz cekecek ve beta emitter bir parca gozunuzu hemen yakmaya tahris etmeye baslayacaktir. sabunlu suyla gozlerinizi o ortamda yikamak bir dert, sabun ve goz gibi iki oksimoronun bir araya gelmesi bir dert. takin o yaz denize gitmek icin aldiginiz deniz gozlugunu bitsin. tatil falan kalmadi artik.

nuclear blast simple protective clothes ile ilgili görsel sonucu

* silah. bireysel silahlanmanin gerekliligi ile ilgili tartismak isteyenler dumani tuten sehirden arta kalanlara tekrar bakabilirler. eskiden yollar tehlikeli idiyse simdi cok daha beteriyle karsilasacaksiniz. medeniyet ac insanin olmadigi yerde vardir derler. bir nukleer saldiri sonrasi marketler yagmalanir, benzinciler yagmalanir, evlere girilip yagmalanir cunku ciddi coklu bir saldirida altyapi coker. marketlere yiyecek gelmez olur. halk ac kalir. ac kalan ve kendi basinin caresine bakmak zorunda kalan halkin oldugu yerde de medeniyet inise gecer. bu durum ortaya cikarsa besin piramidinin ortalarinda kalan siz olabilirsiniz. daha iyi argumanlari (silahlari) olan insanlar kendi baslarinin caresine bakmak icin sizin yiyecek ve suyunuzu almaktan imtina etmezler. silaha en ihtiyaciniz olan zamanlardan birinde yasiyorsunuz. eger varsa geride birakmayin.

* mumkun oldugu kadar asfalttan, kaldirimlardan, tas zeminden hedefe yuruyun. tarlalardan geceyim topraga basayim derken serpintiye maruz kalmis bomba bulutundan cikmis tozlarla daha fazla muhatap oluyorsunuz.

* siginabilecek ve geceyi gecirebilecek bir yer bulunca elbiselerinizi cok dikkatle cikarmak zorundasiniz. disi toz kapli oldugundan sadece icine temas ederek mumkunse gozunuzde gozluk ve agzinizda maskeyle bu islemi gerceklestirin. elbiseleri degistirmek daha az beta parcacikli bir hayata giden yolun ilk adimidir. bu da yeni hayatinizda kansersiz fazladan bir 10 yil demek olabilir.

* cocuklarinizi yurutmeyin, omuzlarinizda donusumlu olarak tasiyin. onlar radyasyona sizden cok daha dayaniksizdir. toz topragi da bilmeden vucutlarina daha kolay alirlar. yerden yuksekte tozdan uzakta tutmak ise yarar. daha da onemlisi neye dokunuyorlar neyle oynuyorlar biliyor olursunuz.

* ilk gun gidebildiginiz kadar uzaklasmak ve ancak yorgunluktan bayilacakken durmak sizi beklediginizden cok daha uzaga goturur. ertesi gunler bu ilk yolculuk gunu kadar kolay olmayacaktir. ilk gun ne yol katederseniz sizin yarariniza olur. yiyecekleriniz ve kiyafetlerinizi de guvenli bir yerde mumkun oldugu kadar uzun bir sure tutmus olursunuz.

* tum dunyanin nukleer fuzelerle birbirine girdigi bir senaryoda ise hayatta kalmaniz planiniza bagli. buyuk bir ihtimalle de o planiniz tek atimlik bir barut. eger gerceklestiremezseniz, hedefinize varamazsaniz, varip umdugunuz sonucu yakalayamazsaniz; atiyorum istanbul'dan sag cikmayi basardiniz ve ulkenin iclerine yolculuk ediyorsunuz. bursa eskisehir ankara'nin da yolda nukleer fuzelerle dumduz oldugu haberini alirsaniz ruzgarda savrulan bir yaprak gibi dimdizlak kalacaksiniz. boyle bir senaryoda zaman cok onemli bir faktordur, cunku dunya genelinde binlerce nukleer fuzeden bahsediyoruz. tum dunyadan kalkan radyoaktif toz atmosferin daha once gitmemis yuksekliklerine gidecek. stratosferde radyoaktif toz birikmesi olacak ve en son krakatoa patlamasinda yasanmis doga olaylarini goreceksiniz. ornegin toz yuzunden gun batimlari en az 6-7 yil boyunca inanilmaz bir guzellikte kirmizi olacak. bunun beraberinde toz dunyaya gelen gunes isigini da oldukca kritik bir sekilde soguracagi icin siginaginizdan ciktiginiz andan sonra sizi bekleyen en guc kosullari goreceksiniz. yani nukleer kis.



* nukleer kis, dunyada en az 100 sehrin ayni anda tamamen yanmasiyla ortaya cikan atmosferdeki toz duman ve partikullerin gunes isigini cok uzun yillar bloke etmesiyle yasanacak olan (kesin degil ama cok olasi) bir hipotetik ekstrem mevsim. bu senaryoda tam bir winter is coming hadisesi oluyor. kis sicakliklarinda deniz kiyilarinda -20 dereceler cok olasi, kara iklimin hukum surdugu yerlerde ise benzeri gorulmemis -60li sicakliklar gorulebilecek. yaban hayatindan tutun ormanlara kadar hersey bu ani iklim degisikliginden cok etkilenecek. insanlik yeni bir buzul cagi yasamasa da altyapinin tarimin olmadigi bu sartlarda cok buyuk bir insan populasyonunu hayata nasil tutunacagi bir muamma. zira tarihte belli donemler oldugunu biliyoruz ki bazi yillar yaz mevsimi hic gelmemis. nukleer kis senaryosu bunun birkac yila uzanmis bir versiyonu. atmosferdeki radyasyon da tum dunyaya yayilacagi icin dunyada bitki ortusunun tamamen yok olmasi gibi korkunc durumlarla karsilasilacagini iddia edenler de vardir. ancak cernobil ve pripyat bugun bir wasteland olmamissa umut vardir diyebiliriz. yine de ben olsam madenleri denerdim.

* anti radyasyon ilaclari olup olmadigini soruyorsunuz, potasyum iyodur / potassium ionide alip radyasyondan korunamaz miyiz? o konu sikintili ki soyle. evet potasyum iyodur bir nukleer saldirinin size zarari olacak pek cok ozelliginden bir tanesinde cok yardimci oluyor. nedir o? iyot 131 notralizasyonu konusu. bir atom bombasi patladiginda cikan radyoaktif partikullerin %3 kadari iyot 131 denen bildigimiz iyotun radyoaktif hali olarak cevreye saciliyor. iyot 131 bir beta parcacigi emiteri, yani gamma isinindan cok beta parcalari saciyor. bu da sadece yutar, uzun sure deriye temas ettirir veya solursaniz size ciddi hasar verecek bir sey. ancak isin kotu yani vucut normal iyot ile iyot 131 arasindaki farki bilemiyor. radyoaktif iyotu da normal iyotmus gibi tiroid bezinizde depolamayi surduruyor. tiroid kanseri hastalarinin da radyoaktif iyot aldigini dusunursek eger ilerlememis bir tiroid kanseriniz varsa gote bala atom bombasi patlamasiyla kendiliginizden tedavi bile olabilirsiniz. ama eger yoksa bir sure sonra tiroid kanseriniz olabilir. cernobil santrali patladigi zaman tiroid vakalarinin yuzlerce kat artis gostermesi hep bu iyot 131 yuzundendir. potasyum iyodur iyi ve doyurucu bir iyot kaynagidir tiroid bezinize yerleserek daha fazla iyot alamayacak hale getirir. dolayisiyla radyoaktif iyot tiroidinize yerlesemez. nukleer saldiri sonrasi kanserlerin en hizli kendini gosterenine karsi kendinizi boyle belese korumus olursunuz. ancak kolay erisilebilen bir ilac da degildir. fukushima patlamasi sonrasinda karaborsaya dustugu bile olmustu.