Sevgili TB1GSS tarafından çekilen gün doğumu fotoğrafı...
Gündelik hayat içinde ihtiyaç duyduğumuz hemen her şeye istediğimiz an ulaşabildiğimiz bir konfor alanında yaşıyoruz. Genellikle sabah kahvaltıda ne yiyeceğimiz, okula/işe hangi yoldan, hangi vasıtalarla gideceğimiz, iş yerinde yapacaklarımız, öğle yemeğimiz, mesainin sonunda akşam eve nasıl, hangi yolları kullanarak döneceğimiz falan genelde düşündüğümüz şeyler değildir. Bunlar (barınma, beslenme, yol emniyeti) rutin bir akış içerisinde, yaşarken pek de takdir etmeden faydalandığımız değerli armağanlardır aslında. Basit gibi görünse de yoklukları halinde yaşayacağımız sıkıntılar en ilkel ihtiyaçlarımızı hatırlatır bize...
Doğada ise işler genellikle gündelik hayatın rutininde olduğu gibi planlı yürümez. Normal zamanda üzerinde hiç düşünmediğiniz çoğu durumun üzerindeki kontrolü kaybedersiniz. Formüle, barınacağınız yer, karnınızı doyurup doyuramayacağınız ve çevresel tehditlerin boyutu gibi değişkenler eklendiğinde yaşayacağınız endişe ve paniği tahmin edemezsiniz.
Elbette tedbir olarak yanınızda barınak (çadır, bivak, uyku tulumu...vs), yiyecek (kumanya, konserve...vs.) taşıyabilirsiniz ama öncelikle zihninizdeki o kemikleşmiş rutin algısını kırmak zorundasınız. Doğada yaşam gündelik şehir hayatınızın bir devamı olmadığı için orada ihtiyaç duyacağınız her şeyi yanınızda taşımanız pek mümkün olmayacak. Tabiatın bir parçası olarak çok daha inovatif olmalı ve esnek düşünebilmelisiniz.
Buna örnek olarak aşağıda TB1GSS dostumun son günübirlik gezimizde yaş dalları kullanarak inşa ettiği ızgarayı gösterebilirim. Yanımızda harcı karılmış, önceden hazırlanmış köfteler vardı ama bunları nasıl pişireceğimizi düşünmemiştik. Ben ateşle ilgilenirken o gitti yaşil dallar topladı (eğer böyle bir pişirme işleminde kullanılacaksa kuru dallar tutuşabileceği için iş görmez, canlı yeşil dallar bulmalısınız) ve daha önce kararlaştırmadığımız, hiç "nasıl yaparız" diye düşünmediğimiz bir durumda anlık bir refleks gibi son derece doğal bir biçimde ince yeşil dalları hasır örer gibi kendi iç gerilimleriyle birbirine tutturarak bir ızgara yapıverdi.
Doğada hayat konusunda muhtelif teknikler öğrenmek, kitaplar okumak, bilenlerden dinlemek falan iyi güzel ama bunun bir refleks haline gelmesi için yokluğu, ihtiyacı bizzat yaşamak ve çözümler üretmek zorunda kalmak şart. Doğanın kendisi en büyük öğretmendir dersini iyi dinleyene.
Doğada doğaçlama, üzerinde dikkatle düşünülmesi gereken bir konu ve ilerleyen zamanlarda bu sayfalarda sıklıkla kendine yer bulacaktır.
Şimdilik "ızgara" ile başlamış olalım anlatmaya. Devamı bir sonraki yazıya...
Sevgiyle ;)
Izgara, yakın plan
Ocak tesisi genel görünüm
Bayat ekmekler el yapımı ızgarada kızarıyor, mantar ve domatesler közde can buluyor...



